Header 1
Online İşlemler
Menü
PAZAR TİCARET VE SANAYİ ODASI
08.10.2026 1 toplam · 1 tekil görüntülenme

İlçemizin Yaşayan Kültürü

Pazar'ın Yaşayan Kültürü: Tulumdan Horona, İmeceden Sofraya

Bir şehri tanımak için yalnızca sokaklarında yürümek, tarihi yapılarını görmek veya manzaralarını fotoğraflamak yetmez.

Bir şehri gerçekten tanımak; insanlarını dinlemek, sofralarına oturmak, düğünlerine katılmak, türkülerini duymak ve nesilden nesile aktarılan geleneklerine dokunmakla mümkündür.

Rize'nin Pazar ilçesi de tam olarak böyle bir yerdir.

Karadeniz kıyısında, dağların denize yaklaştığı bu coğrafyada hayat yüzyıllar boyunca deniz, toprak, çay, yayla, köy ve aile etrafında şekillenmiştir.

Bugün Pazar değişiyor, gelişiyor ve modernleşiyor. Ancak ilçenin kimliğinin temelinde hâlâ güçlü bir Karadeniz kültürü yaşamaya devam ediyor.

Karadeniz'de Hayatın Merkezinde İnsan Vardır

Pazar kültürünü anlamanın ilk yolu insan ilişkilerine bakmaktır.

Karadeniz'in zorlu coğrafyasında geçmişte birçok iş tek başına yapılamazdı. Tarla sürmekten ürün toplamaya, ev yapmaktan kış hazırlığına kadar pek çok iş insanların birbirine yardım etmesini gerektirirdi.

İşte bu ihtiyaçtan imece kültürü doğdu.

Bir komşunun işi olduğunda diğerleri yardıma gelir; ertesi gün başka bir ailenin işi birlikte yapılırdı.

Para alışverişinden çok dayanışmanın esas olduğu bu sistem yalnızca işlerin yapılmasını sağlamadı.

Aynı zamanda insanlar arasında çok güçlü bir komşuluk ve aidiyet kültürü oluşturdu.

Bugün hayat biçimleri değişmiş olsa da Pazar'ın köylerinde ve sosyal ilişkilerinde bu dayanışmanın izlerini görmek hâlâ mümkündür.

Tulumun Sesi Pazar'ın Sesidir

Pazar'ın sosyo-kültürel hayatını anlatırken tulumdan söz etmemek mümkün değildir.

Tulum yalnızca bir müzik aleti değildir.

Düğünün, yaylanın, şenliğin, sevincin ve kalabalığın sesidir.

Tulum çalmaya başladığında birkaç kişinin yan yana gelmesi yeterlidir. Eller birleşir, omuzlar birbirine yaklaşır ve kısa süre içerisinde bir horon halkası oluşur.

Bu nedenle tulum ve horon bölgedeki toplumsal birlikteliğin en güçlü sembollerindendir.

Bir düğünde de duyabilirsiniz, bir yayla şenliğinde de...

Bazen köy meydanında, bazen bir evin bahçesinde.

Melodi değişir, horonun temposu değişir ama insanların bir araya gelme biçimi nesiller boyunca devam eder.

7

Horon: Bir Oyundan Daha Fazlası

Horonda insanlar yan yana durur.

Kimsenin diğerinden önde olmadığı bir halka veya sıra oluşturulur.

Bu yönüyle horon aslında Karadeniz toplumunun birlikte hareket etme kültürünün güzel bir yansımasıdır.

Ayak hareketlerinin sertliği, omuzların ritmi ve tulumun giderek hızlanan sesi Karadeniz'in hareketli karakterini taşır.

Özellikle düğünlerde, bayramlarda ve yayla şenliklerinde farklı yaşlardan insanların aynı horona girebilmesi kültürün kuşaklar arasında aktarılmasını sağlar.

Bir tarafta yıllardır horon oynayan büyükler...

Yanlarında gençler...

Onların arasında hareketleri öğrenmeye çalışan çocuklar...

Kültür tam olarak böyle yaşamaya devam eder.

Yayla Şenlikleri ve Buluşma Kültürü

Geçmişte yaylaya çıkmak ekonomik hayatın bir parçasıydı.

Aileler hayvanlarıyla birlikte yüksek rakımlara çıkar, yaz aylarının önemli bölümünü burada geçirirdi.

Fakat yayla aynı zamanda insanların buluştuğu sosyal bir alandı.

Farklı köylerden gelen ailelerin bir araya geldiği günler zamanla yayla şenliklerine dönüştü.

Tulumlar çalındı, horonlar oynandı, sofralar kuruldu.

Günümüzde yayla şenlikleri bu kültürel hafızanın yaşatıldığı en önemli etkinliklerden biridir.

Şehir dışında yaşayan Rizelilerin yaz aylarında memleketlerine dönmesiyle birlikte bu buluşmalar daha da anlam kazanır.

Bazen yıllardır görüşmeyen insanlar aynı yaylada yeniden karşılaşır.

Bu nedenle yayla şenliği yalnızca eğlence değildir.

Bir memleket buluşmasıdır.

Düğünler: Bir Köyün Hep Birlikte Eğlendiği Günler

Eskiden Karadeniz düğünleri bugünkü salon düğünlerinden oldukça farklıydı.

Düğün yalnızca iki kişinin evlenmesi değil, iki ailenin ve hatta kimi zaman iki köyün buluşması anlamına gelirdi.

Hazırlıklar günler öncesinden başlardı.

Yemekler birlikte hazırlanır, misafirler ağırlanır, tulum çalınır ve horon oynanırdı.

Düğünlerdeki birçok gelenek zaman içerisinde değişmiş olsa da kalabalık aile, akrabalık ve birlikte eğlenme kültürü Pazar'da hâlâ güçlüdür.

Modern düğün salonlarının içerisinde bile tulumun sesi duyulduğu anda insanların horona kalkması bunun en güzel göstergesidir.

Gurbet ve Memlekete Dönüş

Pazar'ın sosyal yapısını anlamak için gurbet kültürünü de anlamak gerekir.

Karadeniz'den Türkiye'nin farklı şehirlerine ve yurt dışına yıllar boyunca önemli göçler yaşandı.

İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer büyük şehirlerde yaşayan çok sayıda Pazarlı bulunmasına rağmen memleketle bağ tamamen kopmadı.

Köydeki ev durur.

Akrabalarla ilişki devam eder.

Yaz geldiğinde memlekete dönülür.

Bayramlar, düğünler ve cenazeler insanları tekrar bir araya getirir.

Bu nedenle Pazar'ın nüfusunu yalnızca yıl boyunca ilçede yaşayan insanlarla değerlendirmek eksik olur.

Özellikle yaz aylarında ilçe ve köyler çok daha hareketli bir sosyal yapıya kavuşur.

Çay: Bir Tarım Ürününden Fazlası

Rize'de çay yalnızca ekonomik bir ürün değildir.

Günlük hayatın kendisidir.

Pazar da Türkiye'nin önemli çay üretim alanlarından biridir.

Baharla birlikte çay bahçelerinde hareketlilik başlar.

Aileler bahçelerine çıkar, ürün toplanır ve fabrikalara taşınır.

Geçmişte çay toplama dönemleri aynı zamanda büyük bir aile çalışmasıydı.

Şehir dışında yaşayan aile bireylerinin dahi çay dönemlerinde memlekete dönmesi sık rastlanan bir durumdu.

Ancak çayın kültürel tarafı üretimden sonra başlar.

Pazar'da bir eve girdiğinizde size sorulan ilk şeylerden biri çoğu zaman:

“Çay içer misin?”

değildir bile.

Çay zaten gelir.

Sohbet çayın etrafında başlar.

Misafirlikte, işyerinde, dükkânda, kahvehanede, aile toplantısında...

İnce belli bardaktan yükselen çay bu coğrafyada sohbetin sessiz eşlikçisidir.

6

Sofrada Pazar Kültürü

Bir bölgenin kültürünü anlamanın en güzel yollarından biri mutfağıdır.

Pazar mutfağı da Karadeniz'in coğrafi şartlarından doğmuştur.

Mısır, karalahana, fasulye, tereyağı, peynir ve deniz ürünleri geleneksel mutfağın temel malzemeleri arasında yer alır.

Muhlama, yöresel peynir ve mısır ununun tereyağıyla buluştuğu en tanınmış lezzetlerden biridir.

Karalahana çorbası ve sarması, bölgenin klasik ev yemeklerindendir.

Mısır ekmeği, geçmişte buğdayın bölgede sınırlı yetişmesi nedeniyle Karadeniz mutfağında önemli bir yere sahip olmuştur.

Deniz kıyısındaki yaşamın doğal sonucu olarak hamsi ve diğer Karadeniz balıkları da mutfağın vazgeçilmezidir.

Turşu kavurması, fasulye yemekleri ve yöresel süt ürünleri sofranın diğer karakteristik tatlarıdır.

Ve elbette tatlı olarak Laz böreği...

Adında börek geçmesine rağmen muhallebili ve şerbetli yapısıyla bölgenin en tanınmış tatlılarından biridir.

Sofranın Asıl Değeri Paylaşmaktır

Karadeniz mutfağında önemli olan yalnızca ne yediğiniz değildir.

Kiminle yediğinizdir.

Kalabalık aile sofraları, komşuya gönderilen yemekler ve eve gelen misafirin aç gönderilmemesi geleneksel yaşamın önemli parçalarındandır.

Bu nedenle yöresel mutfağı keşfetmek isteyen bir ziyaretçinin yalnızca yemeklerin isimlerini öğrenmesi yetmez.

Sofranın arkasındaki paylaşma kültürünü de görmesi gerekir.

Köy Hayatı ve Geleneksel Evler

Pazar'ın kültürel kimliğinin önemli bölümü köylerinde saklıdır.

Yamaçlara kurulmuş evler, çay bahçeleri, patikalar, eski çeşmeler ve ahşap yapılar bölgenin geçmiş yaşam biçiminin izlerini taşır.

Karadeniz'de evler coğrafyaya göre şekillenmiştir.

Yoğun yağış, eğimli arazi ve elde bulunan taş ile ahşap gibi malzemeler bölgenin kendine özgü mimarisini oluşturmuştur.

Eski evlerde yalnızca mimari değil, aile yaşamının düzeni de görülebilir.

Alt katların tarımsal amaçlarla kullanılması, ürünlerin saklandığı bölümler ve geniş aile yaşamına uygun düzenlemeler geçmişteki ekonomik hayat hakkında bilgi verir.

El Emeği ve Geleneksel Üretim

Geçmişte günlük hayatta kullanılan birçok eşya hazır satın alınmazdı.

Ahşap işçiliği, sepet örücülüğü, yün işleri ve farklı el sanatları ihtiyaçtan doğmuştu.

Özellikle bölgenin yağışlı ve eğimli arazisinde ürün taşımak için kullanılan geleneksel sepetler, Karadeniz'in sembollerinden biri haline geldi.

Bugün bu ürünlerin bir bölümü günlük kullanımın yanında kültürel ve turistik değer de taşıyor.

El emeğinin korunması yalnızca eski eşyaların yaşatılması anlamına gelmez.

Aynı zamanda geçmiş kuşakların üretme bilgisinin korunması anlamına gelir.

Pazar ve Deniz Kültürü

Pazar'ın kimliği yalnızca dağlardan oluşmaz.

Önünde Karadeniz vardır.

Balıkçılık, sahil yaşamı ve denizle kurulan ilişki ilçenin sosyal ve ekonomik geçmişinin önemli parçalarındandır.

Kıyıda büyüyen insanların denizle ilişkisi çocukluk yıllarında başlar.

Balık sezonları takip edilir, hava ve denizin durumu günlük yaşamın parçası haline gelir.

Bu nedenle Pazar kültürünün bir tarafında yayla ve dağ bulunuyorsa diğer tarafında mutlaka deniz vardır.

Dağ ile deniz arasındaki bu birliktelik Pazar'ın karakterini oluşturur.

Atma Türküler ve Karadeniz'in Sözlü Kültürü

Karadeniz insanının mizahı hızlıdır.

Sözü de öyle.

Bölgenin sözlü kültürünün en eğlenceli parçalarından biri karşılıklı söylenen atma türkülerdir.

İki kişi birbirine kafiyeli ve çoğu zaman doğaçlama sözlerle karşılık verir.

Bazen sevda anlatılır.

Bazen karşıdaki kişiye takılınır.

Bazen günlük hayat eleştirilir.

İyi bir atma türkü söyleyicisinin hem hızlı düşünmesi hem de karşısındaki kişinin sözlerine anında cevap verebilmesi gerekir.

Bu gelenek Karadeniz insanının mizah anlayışının ve güçlü sözlü kültürünün en güzel örneklerinden biridir.

Bayramlar ve Komşuluk

Bayram sabahları, aile büyüklerinin ziyaret edilmesi ve akrabaların bir araya gelmesi Pazar'daki sosyal hayatın önemli parçalarındandır.

Özellikle köylerde bayramlar yalnızca aile içerisinde kutlanan günler değildir.

Komşular ziyaret edilir.

Uzakta yaşayanlar memlekete gelir.

Çocuklar köy içerisinde dolaşır.

Uzun zamandır görüşmeyen insanlar yeniden buluşur.

Modern yaşam bazı alışkanlıkları değiştirse de bayramın insanları bir araya getiren tarafı hâlâ güçlüdür.

Çarşı Kültürü

Pazar'ın merkezindeki ticari hayat da ilçenin sosyal yapısının bir parçasıdır.

Çarşı yalnızca alışveriş yapılan yer değildir.

İnsanların karşılaştığı, sohbet ettiği ve haber aldığı bir buluşma alanıdır.

Esnaf kültüründe müşteri ile satıcı arasındaki ilişkinin yalnızca alışverişten ibaret olmaması Karadeniz'in küçük ve orta ölçekli yerleşimlerinde sık görülen bir özelliktir.

Bir dükkâna girdiğinizde alışverişten önce çay içmeniz veya uzun bir sohbete başlamanız şaşırtıcı değildir.

Burada ticaret ile sosyal hayat birbirinden tamamen ayrılmaz.

Geçmişten Geleceğe Değişen Pazar

Pazar bugün geçmişteki Pazar değildir.

Ulaşım imkânları gelişti.

Rize-Artvin Havalimanı ilçeyi Türkiye'nin ve dünyanın farklı noktalarına daha kolay bağladı.

Gençlerin yaşam biçimleri değişti.

Teknoloji günlük hayatın merkezine yerleşti.

Köyden kente ve şehir dışına göç toplumsal yapıyı dönüştürdü.

Ancak bütün bu değişimin içerisinde Pazar'ın kültürel hafızası yaşamaya devam ediyor.

Bir düğünde tulum çalındığında gençlerin horona kalkması...

Yaz geldiğinde insanların köylerine ve yaylalarına dönmesi...

Misafire çay ikram edilmesi...

Bayramlarda aile büyüklerinin ziyaret edilmesi...

Yöresel yemeklerin evlerde yapılmaya devam etmesi...

Bunların tamamı geçmiş ile gelecek arasındaki bağı oluşturuyor.

Kültürümüz Turizmin de Değeridir

Günümüz turizminde insanlar artık yalnızca güzel bir manzara görmek istemiyor.

Bir yerin hikâyesini yaşamak istiyorlar.

Pazar'ın bu açıdan büyük bir potansiyeli var.

Bir ziyaretçinin tulum dinlemesi, horon görmesi, yöresel yemekleri tatması, çay bahçelerini gezmesi, köy yaşamını tanıması ve yayla şenliğine katılması; ilçede geçirdiği zamanı sıradan bir geziden kültürel bir deneyime dönüştürebilir.

Bu nedenle sosyo-kültürel değerlerimizin korunması aynı zamanda sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi anlamına gelir.

7

Bir Şehrin Gerçek Zenginliği İnsanıdır

Pazar'ın denizi güzeldir.

Dağları güzeldir.

Yaylaları, köyleri, dereleri ve yeşilin binbir tonuyla kaplı doğası güzeldir.

Fakat bütün bunlara anlam veren insandır.

Yüzyıllardır aynı coğrafyada yaşayan insanların oluşturduğu dayanışma kültürü, tulumun sesi, horonun ritmi, çayın etrafında kurulan sohbetler, kalabalık sofralar, yayla buluşmaları ve komşuluk ilişkileri Pazar'ın görünmeyen zenginliğidir.

Binalar değişebilir.

Yollar değişebilir.

Teknoloji ve yaşam biçimleri değişebilir.

Fakat kültür, kuşaktan kuşağa aktarıldığı sürece bir şehrin hafızası yaşamaya devam eder.

Pazar'ın geleceğini inşa ederken geçmişinden gelen bu değerleri korumak; yalnızca kültürümüze sahip çıkmak değil, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miraslardan birini korumaktır.

Çünkü Pazar yalnızca yaşadığımız yer değil;
tulumuyla, horonuyla, yaylasıyla, sofrasıyla, deniziyle ve insanıyla hep birlikte yaşattığımız bir kültürdür.

EtiketlerİlçemizinYaşayanKültürü